“Perinatoloji” kelimesi ilk duyulduğunda çoğu kişide aynı çağrışımı yapar: zor gebelik, risk, tehlike, korku. Oysa kelimenin kökeni bambaşka bir hikaye anlatır. Peri, Yunanca’da “çevresinde,etrafında” demektir. Natalis ,se Latince’de “doğumla ilgili” anlamına gelir. Yani perinatoloji kelime anlamıyla: “Doğumun çevresindeki dönemle ilgilenen bilim dalıdır.”
Ne sadece hastalıkla, ne sadece sorunla, ne de sadece risklerle ilgilenen bir branştır. Annenin ve bebeğin hayatındaki en hassas dönemle ilgili bir uzmanlık alanıdır. Perinatolog “Bir sorun var.” diyen kişi değil, “Sorun varsa en erken fark eden ve hisseden.” kişidir. Bir perinatoloğun amacı teşhis koymaktan çok öngörmek, panik yaratmaktan çok hazırlamak, riskli gebeye “kötü haber veren kişi” olmaktansa birçok olasılığı yönetmektir.
Peki perinatoloji neden yanlış biliniyor? Neden sadece “riskli gebelerin” gittiği bir bölüm olarak görülüyor? Bunun için belki de ülkemizde bu alanın tarihçesine bakmak gerekir. 1990’ların sonunda ileri ultrasonografi ve fetal tıbbın gelişmesiyle kadın doğum pratiği içinde doğan perinatoloji önceleri bir yan dal değil, bu konuya ilgi duyanların deneyim elde ettiği bir beceri alanıydı. Resmi olarak yan dal haline gelip yan dal uzmanları yetiştirilmeye başlandığında bile perinatoloji uzmanı sayısı uzun süre sadece gerçekten riskli gebeliklerin yönlendirilebileceği kısıtlılıkta kaldı. Fakat bu durum zaman içinde farklı bir sorunu doğurdu. Evet, perinatoloji uzmanı risk olan gebeliği takip ediyordu fakat bu riskin ölçüsü ne olmalıydı? Sadece gebelikte tansiyonu çıkan hastayı mı takip etmeliydi, önceki gebeliğinde tansiyonu çıkan hasta sadece bu gebelikte de tansiyonu çıkarsa mı perinatoloji uzmanına başvurmalıydı? Önceki gebeliğinde travma yaşayanlar? Ya da “Bir şey kaçırıyor muyum?” hissiyle aşırı kaygıyla yaşayan kadınlar?
Zaman ilerledikçe bu branş hekimleri biraz daha yaygınlaştı. Gebelikle ilgili bilinmeyenler gün geçtikçe çözülmeye başlandı, yüksek çözünürlüklü ultrason cihazlarının gelişmesi ile ultrasonda bebekle ilgili anomalilerin arayışı gebeliğin ilk aylarına kadar geri çekildi. Başlangıçta ilgi ve deneyimle ilerleyen bu beceri, neredeyse gebeliği ana konusu haline getiren, kendi başına bir branş haline geldi.
Artık perinatoloji uzmanları, korkunca gidilecek veya risk var mı diye bakacak kişiler değiller. Bir gebeliği bütünüyle ele alıp, her aşamasında ayrı ayrı alarm bulgularını hem bebekte, hem annede tarayarak en ideal gebelik sonucuna daha da çok yaklaşmak isteyen kişiler. Eskiden sadece risk varsa gidilen perinatoloji branşı, önce gebeliğin beşinci ayında bir kere gidilmesi gereken yer oldu. Sonra üçüncü ay muayenesi eklendi. Perinatoloji uzmanları geç başlayan riskler için hastalarını son üç ayda da görmek istediler çünkü beşinci ayda fark edemedikleri bazı şeyleri bu aylarda gördüler. Ve hatta, özellikle ek hastalıkları olan veya tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayan kadınları daha gebelik başlamadan muayene eden, fetüse optimal çevreyi sağlama konusuna da hakim oldular. Perinatoloji artık sadece riskli gebeliklere bakan branş değil, bir nevi gebelikte risk radarı olmaya başladı.
Bütün bu ilgi alanlarına rağmen günümüzde hala bu branşa rahatça erişim olduğunu söylemek de zor. Şimdilik çoğu hastanın kafasında “Risk varsa gidiyoruz.” dan , “Beşinci ayda da gidiyoruz.” a dönen branşımızın, zamanla yaygınlaşacağına inancım sonsuz. Zamanla her gebenin bir de perinatoloğu olacak. Risk radarlarını açacağız ve anne-bebek sağlığını daha da arttırmak için üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. Sevgiyle kalın.
